ÖNSÖZ :

    İnsan yaşamak ister aksaksız, hatasız, belkide gönlünün dilediğince. Ama nedense düşündükleri bazen gerçekleşemeyebilir. Bir umutla sarılır ideallerine, hemde sıkı sıkıya, belki yaşantısı boyunca besleyip durur bir çok istek ve arzularını. Belkide en inceden yapmış olabilir geleceğin hesaplarını. Ama şu bir gerçektir ki, hayat bazen öyle dik bir yokuş olur ki, belki oraya çıktığında güzel istemlerini yakalamış olabilir, belkide yaşamaya değmeyen bomboş bir Dünya ile başbaşa kalmış olabilir. Bazende hayat, tüm yaşantısı boyunca bir iniş olarak karşısına çıkar, ve çaresiz boynu bükük, o merdivenleri inmek zorunda kalır vede, tek, tek.

     İnsan kendi geleceğini önceden kestirebilmenin yolunu bir bulabilse, nelerle karşılaşıp nelerle mücadele edeceğini, nelerle sevineceğini, hele, hele kendi akibetinin nasıl son bulacağını gördüğünde, işte o an hayatın bir tadı elbette anlamsızlaşmış olacaktır. Bunlar hiç bir insan oğlunun karşılaşmayı istemediği genel bir unsurdur.

     Fakat şu unutulmamalıdır ki, bir çok çile ve zorluklarla elde edilen geleceğin, başarı ve mutlulukların, kişiler bazında değeri ölçülemeyecek kadar kutsal bir değeri vardır.

     İnsan, hayatta kalmanın, ileri adımlarda direnmenin, müsibetlerle baş etmenin, ve bu savaşı kazanmanın yollarını mutlaka araştırmaktadır. İnsanın temel iç güdüsünde ve mantığında elbette bu yatmaktadır. Her insan yaşamak için engellerle savaşmayı, başarmayı, mutlu olmayı kendine ilk hedef saymıştır.

     İnsana değer vermek, onların duygu, düşüncelerine ortak ve düşküne, dertliye çare olmak, medeni ilişkileri güçlendirmek, maneviyat ve öz değerlerine saygı duymak, uygulamak, yaymak, eğitim ve öğretimi alabildiğince önemsemek yaymak, yayımını kolaylaştırmak, sevdirmek, önder olmak, insanlığın gereksinimi olan temel ilkelerinin en başında gelmektedir.

     Hayatta, her şeyle karşı karşıya kalabilirsin, ama sen sabırlı, bilinçli ve etkin olmayı başarırsan işte o an çaresiz kalmayabilirsin. Oku, okut, öğren, öğret ve insan neleri başarabilecek güce sahipse, mantığınla onları elde edip bir köşede durmasına, ihtiyaç duyduğunda ise çıkarıp kullanabilmeye gayret göster, ne kadar çok altın bileziğe sahip olursan, işte o kadar hayata bakış açın değişebilir.

     Teknolojinin insan güçlerini ortadan kaldırabilecek gelişmeleri ile donatılmış bir Dünya’nın şu an içinde bulunmaktayız. Önceleri emek gücü ile yaşamı idame ettirirken ve hayata direnmeyi sürdürürken, şimdi mantık evrimi bizlere ayrı bir davet sunmaktadır. İnsanoğlu tüm bu gelişmelerin yaradanından ötürü sahibidir, sonuçta her güzel atılım insanoğlunun bir eseri olmuştur. Bazı kesimlerimiz ve kendini tanımakta zorluk çeken insanlarımız, bu teknolojik gelişmeler altında kendi mantık ve beyin gücünü iyi kullanamamasından dolayı ezilip belkide yok olmaktadır.

          Amacım, bu küçük hayat hikayemde, bahis konusu edilen konuların sadece bir kaçını, sizlere kısa bir mesaj olarak iletebilmektir.

     “Selam olsun, insanlarla güzelleşen hayata, insanlara ve dostluğa kucak açanlara, Sevgiye ve sevgiliye değer verenlere, kendini bulmak ve tanımak isteyen insanlara.”

İnsanın, insancıl olması, yaşam gerçeğinin elbette kendisidir.


Erol BALKAN